Telefon
WhatsApp
Hayatın Dinamikliği, Din ve Değerler
300 X 250 Reklam Alanı

Hayatın Dinamikliği, Din ve Değerler

 

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” 

Herakleitos

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;

 Oluklar çift, birinden nur akar birinden kir…” 

  N. Fazıl KISAKÜREK

 

Doğrusal tarih anlayışıyla tarih öncesi çağlardan yakın çağa, avcı-toplayıcı toplumdan, feodal topluma oradan modern topluma kadar hemen her alanda değişimler yaşanmış ve yaşanmaktadır.

Mitoloji, din ve büyü ayrıştırılarak astronomi, tıp, matematik gibi doğal bilimlerden sosyal bilimlere çok farklı bilimsel disiplinler geliştirilmiştir.

Tarihin tanıklığında hayatın dinamikliğini su misali yolunu bulurken, her değişim beraberinde çatışmayı getirmiş, değişim olmadan gelişme yaşanmamıştır.

 

Ne var ki bazı değişimler gözlemlenemeyecek kadar yavaş, devamlı ve yüzyıllar sürmektedir. Bazı değişimler ise hızlı olmakla birlikte gözlemlenebilmektedir. Ortalama bir insan hayatın da bile oldukça fazla değişimler olmakta, sosyal varlık olarak  insan bu değişimleri bizzat deneyimleyebilmektedir.

 

Mitos, logos ve us derken, bilimsel düşünce aydınlanma dönemine gelmiş, sebep-sonuç (determinizm) ilişkisine yoğunlaşarak akıl egemen kılınmıştır. Batıdaki aydınlanma dini değerleri sosyal hayattan, hukuki metinlerden ve siyasi söylemlerden ayrıştırılmıştır. Modern/çağdaş dünya din merkezli veya dinî öğeleri sosyal, hukuki ve siyasi alanda tayin edici kılan bir yaklaşımın tersine işlemekte bunları sosyal, hukuk ve siyasetten ayıran bir yaklaşımı(sekülerizm) ön planda tutmaktadır.

 

Avrupa aydınlanmasının genel karakteri bu olmakla birlikte özel olarak günümüz Türkiye’sinde de durum güncelliğini korumaktadır. Çeşitli çevrelerce muhafazakâr kesimler arasında bile ğayri İslami fikirlerin yaygınlığını, deizmin/ateizmin toplumda yaygınlık kazandığını, sosyal hayatta kutsalın silikleştiğini, en azından dinin değer kaybından söz edil(ebil)diğini gözlemlemekteyiz.

 

Bu durumun sorumluluğunu tek bir tarafa veya sebebe yükleyerek kurtulamayız. Sadece modernitenin eleştirisi/suçlanması ile yetinmek veya geleneği suçlamak çözüm sunmamaktadır.

 

Diğer taraftan sosyal medya veya televizyonlarda boy gösteren kimi akademisyen çevrelerin Avrupa’nın kiliseye takındığı tavrı, yaptığı muameleyi İslam’a karşı takınmalarını, ideolojik, İslam’ı kendilerine basamak yaparak gündeme gelmek, İslamofobik  bir tavır, en hafif tabirle yanlış/eksik bir okuma olarak tanımlamak gerekir.

 

Çünkü Hıristiyanlıkta din sadece kilise tarafından temsil edilmektedir. İslam dünyasında böyle bir kurum yoktur. Kilise Tanrı adına konuşmaktadır. İslam’da, Tanrı adına konuşmak söz konusu değildir. Kişinin işlediği günahların affı(günah çıkarma) kilise tarafından yapılmaktadır. İslam da tevbe kapısı kişi ve kurumlarla kayıtlı olmaksızın her an açıktır.  Hz. İsa hem insan, hem de tanrı tabiatına sahiptir ki Hıristiyanlığın temel esasıdır. İslam da Hz. Muhammed her insan gibi beşerdir. İslam da bazı münferit çıkışlar hariç bunların hiçbiri bulunmamaktadır.  

 

Kanaatimizce din ve değer insan tarihi ile yaşıttır. Bu anlamda insanı din ve değersiz bırakan/sayan, din ve değere savaş açan her teori nakıstır, başarısız olmaya mahkumdur. Toplumumuz da veya sosyal medya da yer alan bazı fenomenleri patolojik bir vaka olarak kabul edip psikoloji, sosyal psikoloji ve sosyolojinin konusu olarak irdelenmelidir. Bazıları ise özenti ve entel bir imaj yaratmak istemektedirler. Modern veya geleneksel bir takım uygulama veya yorumları esas alarak (spesifik bazı konularda haklı olsalar bile) dine ve değere saldırmak onu yok saymak bu çevreleri haklı kılmamaktadır.

 

Zamanın ruhunu doğru okumak durumunda olduğumuzun tespitini öncelikle yapmalıyız. Sonra da  “Din” ve “Değer” kavramlarının içerisindeki mevhumu netleştirmeliyiz. Bin dört yüzyıllık sosyal/kültürel/siyasal/düşünsel/dilsel argümanları bugün aynıyla kabul edip, “din”  ve “değer” olarak anlamamız mı gerekir?  

Değişimler içerisinde değişmeyen değerden söz edilemez mi?

Değişimler ve değer her zaman çelişmekte midir?

Değişimler yaşanırken, değerin konumlanması ne şekilde olmaktadır?

 

Bu ve benzeri soru ve sorunlara günümüz bilgi/bilim/teknoloji/iletişim çağında makul denilebilecek cevaplar aramak ve bulmak zorundayız. Zira eski cevapların yeni sorularda kifayetsiz kaldığını farkına varmak elzemdir.

 

İslam âlimleri kavramsal olarak ayetleri Mekki/Medeni olarak ayırmakta ittifak halindedirler. Bu tasnif gelen vahyin sosyal hayatın dinamiklerine değer verdiğinin/esas alındığının bir açıklaması gibidir.  Oysa bizler hayatın dinamikliği karşısında asırlardır fiili/fikri konumumuzu sabitlemiş bulunmaktayız.

 

Hayat doğumdan ölüme bir yolculuk, bu yolculuğu önce düşünme, anlama sonra hayat ile sağlıklı, tutarlı, doğal ve makul bir ilişki içerisinde olmalıyız. Modernizmin her alanda kendisini dayattığı bir ortamda tek yönlü bir bakış sonuç vermeyecektir. Özelliklede suçlama ve savunma pozisyonundan ziyade alternatif olacak yeni bir dil, düşünce ve anlama yöntemi bulmak ve geliştirmek zorunluluk arz etmektedir. Her birey  doğa üstü bir gücün yeryüzündeki temsilcisi(halifesi) dir. Bu her insanın kendi sorumluluğunu idrak etmesiyle eşdeğerdir. Neye nasıl inanacağımızı ve nasıl yaşamamız gerektiğini öğreten kişi ve kurumlardan ziyade yaşadığımız hayatın merkezin(d)e bireysel sorumluluğumuzun farkına varmak ancak çevresinden de faydalanmak suretiyle zihinsel bir inşa süreci oluşturmalıyız.  

 

Sosyal hayatta dinin veya değerin görünürlüğündeki azalmaları “eskiye ait olan”ın yitimi olarak kabul edilemez mi? Tarihte kalması gereken bir fikir veya uygulamaya tarih üstülük vermek ne kadar doğrudur?

Her eski olanın da reddi/kabul edilmemesi, çağdışı görülmesi/ tepeden bakılması bizi başka bir yanlışa götürmez mi? Sonra evrenin yaşı esas alındığında ne nekadar eski, kim, kime göre, neye göre belirleyecektir?

Hayatın dinamikliği karşısında Din ve Değer her zaman “Eskimeyen Yeni” olmak zorunda dır. Bu özelliği olmayan tüm uygulamalar ve fikirler din ve değer adına yapılsa da kaybolmaya mahkûmdur.   

 

Yusuf DOĞAN

İstanbul, 22.01.2023

 

Yazarın Diğer Makaleleri     

Düşünceye Dair...   

İnsana Dair...

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!